Komşu Hakkı

16 Eylül 2008 Salı

Bizim evin penceresinden bakılınca büyücek bir mezarlık görünür. Ziyaretçilerimiz camdan dışarı bakınca önce “aa ne hoş ne güzel bir ağaçlık, sırf bu manzara size yeter” derler. Hayran oldukları ağaçlığı alıcı gözüyle süzüp, gölgeliklerinde dinlenmek, serin rüzgarında ferahlamak arzusu ile dikkatle baktıklarında ise küçük bir çığlık atarlar. Bu çığlığı “mezarlıkmış” cümlesi takip eder.
Biz bu tepkiye artık alıştık, ama şehirlerimizin ortasına, gelip geçtiğimiz yerlere özene bezene, ağaçlar güller dike dike, analarımızın babalarımızın, en sevdiğimiz dostlarımızın, ciğerparesi evlatlarımızın, göz nuru sevdiklerimizin, gönül padişahı büyüklerimizin bedenleri ile inşa ettiğimiz, diriler şehrinden irkilişe alışamadık. Her sabah insanların kaçtığı heryeri mekan tutan güzelim, tül kanatlı kuşların, o şirin başlarını kaldırıp ötüşleri ile uyanmak, gafletten dirilişi hatırlatıyor. Hele sahur vaktinde kalkıp ezan-ı Muhammediyeyi beklerken, birer ikişer ötüşmeye cıvıldaşmaya başlayan, sabahın dervişleri kuşların zikirlerini dinlemek bir nevi eğitim faslına dönüşüyor.
Evliyanın büyükleri, mahlukatın dillerini çözüp onlarla birlikte, kendilerine hayat bahşeden Allah Teala Hz.ni zikretmenin çeşitli yöntemlerini keşfetmişler. O erken vakitte bıkıp usanmadan her sabah zikr-i daim ile diri olan kuşları, sanki gözümüzde İbraim Ethem Hz.nin gözleri, kulağımızda Beyazıd-i Bestami Hz.nin kulakları, ağzımızda Rabia-tül Adeviyye'nin dili, göğsümüzde Hasan-ül Basri Hz. yüreği varmış da bu dikkat kesilmiş azalarla onları dinleme talimi yapmalı insan. Onlar nasıl duyar, nasıl anlar, nasıl refakat eder, nasıl görürdü her sabah kuşların uçuştuğu, insanların kaçıştığı bu mezarlığı.
Geçen gün, çocuklar genelde ebedi sakinlerine terkedilmiş olduğunden hayli sakin olan komşu mezarlıkta bir hareketlenme olduğunu görmüşler. Bu hareketlenme iki kez görülür. Birincisi eğer biri vefat etmişse onu defnetmek için gelenlerle beraber ki hoparlör marifetiyle mezar başında yapılan bütün dua ve vazifeleri civardaki bütün evler duyar. Kimin aklına geldiyse benden büyük hayır dua alıyor. Zira her defasında ölümü düşünürken yaşadığımız sıkıntı bir parça hafifleyip neredeyse talim yapar duruma geliyoruz. Tabi mezarlıktan gelen bu sesleri işitmemek için pencerelerini telaşla biraz da hışımla kapayanlar yok değil.
Gerçi ben hak veriyorum o insanlara. Düşünün hayatın bütün hengamesini iliklerinize kadar hissettiğiniz, okulların açıldığı, binbir telaşın sizi “yaşa-yaşa, aman sen çok yaşa! sakın ha ölme” diye dünyaya bağladığı, çalışmanın-üretmenin-başarmanın-kazanmanın-harcamanın-büyümenin-gezmenin-tozmanın baharında olduğunuz bir çağda bu motivasyonunuzu kaybettiren münasebetsiz sese Ramazan da olsa kızmak normal sayılabilir. Hem de ne ses!! Bilmem biz mi nasipliyiz yoksa bütün mezar komşuları yüksek sesle rabıta-i mevt nimetine mazhar mıdırlar?
Son zamanlarda seyrek duymaya başladığımız bu ses beni “dünyadan ayrılanların sayısı mı azaldı ne! Kimse ayrılmak istemediği ve hayata dört el ve dört kollo hatta ayak ve bacakları da dahil ederek sarıldığından olsa gerek mezarlıklar seyreliyor” diye düşünmeye mecbur etti. Şaka değil bu dediğim, tamam ölümü temenni etmek doğru değil ama dünyayı bu kadar sevmek doğru mu acaba! Nereye baksanız yaprak yaprak ilanlar, “uzun yaşamının sırrını falanca doktor keşfetti.... Şunu ye bunu yeme uzun yaşan genç kal...vs.. vs...”
Hz.Ömer'in meşhur kıssası vardır hani, kendisine bir yaver seçmiş, demiş ki sen bana devamlı ölümü hatırlat. Adamcağız vazifesini hiç aksatmamış, hergün büyük Halifeye ölümü ve her an içeri girecek bir misafir gibi kapıda beklediğini hatırlatmış durmuş. Bir gün Ömer Hazretleri demişler ki “tamam, bitti senin işin”. Beriki telaşlanmış “nasıl olur efendim, bir kusurumu mu gördünüz?”. Yok demiş mübarek “sana lüzum kalmadı, bak gördün mü şu sakal beyazını, bundan böyle o yapacak senin işini”.
Bizim mezarlık; diyorum ama şahsen ebedi istirahatgâh olarak Eyüp Sultan'ın nazlı selvilerinin altını tercih ediyorum, bir de bayramlarda ve Ramazanda şenlenir. Az önce sözünü ettiğim o hareketlilik işte bu canlılar akınına ebedi dirileri hazırlamak içinmiş. Ellerinde iğneli sopalar, yerlerden topladıkları çer çöpü poşetlere sıkıştıran iki adamcağız bir o yana bir bu yana telaşlı telaşlı geziniyorlardı. Gerçi biz mezarlıkda çöpün ne aradığını da anlayamadık ama, çocuklardan biri “rüzgar uçurmuştur baba” diyerek gönlümüzü hüsn-ü zanna tebdil eyledi. Yoksa ben bayramlık ağzımı açıp, “ölüye bile hürmeti kalmamış bu münasebetsiz insan güruhunun evliyaları topraklarından çıkarması beyhude değil” diyerek sayıp dökmeye hazır bekliyordum. Çöplerin suçunu rüzgara havale edip, ağaçların arasında merakla gidip gelen, belli ki sınırlı bir vakitte alel acele ve alel usül iş gören bu emektarları takibe başladık. Bir süre sonra işlerini bitirip çekildiler. Yine ağaçların refakatindeki ebedi diriler kendilerini ziyarete gelecek canlıları beklemeye başladılar. Bekleyen onlar değil aslında, zira kabir ziyareti ölülerden çok diriler içindir. Hasılı bekleyen bizdik.
Uzunca bir süre baktık, dualarımızı okuduk.. Nihayet birileri sökün etti yukarda. Dağılıp dört bir köşeye kendi akrabalarını buldular, başlarına çömelip okuyacaklarını okudular. İlginçtir, geldikleri gibi hızlıca ve sanki hiç gelmemiş gibi uzaklaşıp gittiler. Bizimkiler tedirgin dediler ki “bu kadar mıydı kabir ziyareti, başka durmayacaklar mı burada? O kabirdekiler bunları beklemedi mi bir bayramdan öbür bayrama”...
Kulağına eğilip dedim ki oğlumun “bak yavrum, önden gidenlere geride kalanların amelleri duyurulur gün be gün. Hayırlıysa evladı sevinir anası-babası-hocası; yok eğer hayırsız çıkmış ise ona keder yüküdür evladının duası. Bu yatanlar gücenmezler başlarında dikilip dua edenlerin az gelip az okumalarından. Onlar önceden bilirler bu ziyaret af dileyip vazifeyi savmanın gelişidir. Gelen sanır ki şu çukurda yatana iki satır dua edip ferahlamasını sağladım, bilmez ki okuduğu kendi ferahlığının bahanesidir.”
Ramazanda büyüklerin kabirleri tefekkür için ziyaret edilir. Allah Teala ölüsüne de dirisine de merhamet yağdırdığı, Rahmet ayı ilan ettiği Ramazan ayında, haşa! kabirdekileri hariçte mi bırakır, azapları mı artar ki bizim dualarımıza daha çok ihtiyaç duysunlar. Bu ihtiyaç canlılar içindir, ebedi diriler için değil. Ahirete yönelme, Hakka yakın olma ayında canlılar ölenlerin haline bakıp ibret alsınlar diye kabirler ziyaret edilir, yoksa bu dirilerden ölülere bir lutf-u ihsan değildir. Onlar zulüm ile abad olmuş insan oğlunun elinden Rahmanın dergahına öyle bir kaçış ile sığınmıştır ki azap içinde bile olsalar gözleri geride kalmamıştır... Kibir ile dünyayı adımlayan, kendinden başka kimsede büyüklük görmeyen, elinden fukaracıkların kaçıp mezar köşelerine sığındığı canlıların edecekleri derme çatma dualardan azad olmuş, günahları ile de olsa sığındıkları kapının merhamet ve rahmet sağnağına tutulmuşlardır. Kabirler o kapının sadık kullarının sıralandığı bahtiyarlar bahçesidir, Diriler onlara ihsana değil, dermana; Hay ve La Yemut olan Zül Celal Hz.nin merhameti nasıldır, gazabı nicedir sual etmeye gitmeli.
Bütün bir Ramazan ölümü düşünme ayıdır. O sebeple akıl sahipleri ayrılığın şiddeti, görevini ihmal etmenin mahcubiyetiyle “ağızların tadını kaçıran ölüm”ü düşünürler. Cennet taamları ile doymayı arzu edenler tıka basa doymaktan kaçınır, yemeden içmeden kesilirler. Kevser havzının başında kana kana içecekler, dudakları kuruyucaya kadar susuz kalmakdan muzdarip olmazlar. Liva-ül Hamd sancağı altında gölgelenecekler serin köşelere, rahat döşeklere kaçmazlar. Hesabın kitabın yapılacağı günü bekleyenler muhasebe defterlerini şimdiden açarlar. Evlatların ve malların fayda etmeyeceğini anlayanlar tam bir yönelişle Allah’a dönerler.
Ramazan tefekkür ayıdır..... Uzleti ihtiyar edip düşünmek, düşünmek, düşünmek.. sonra da bulmak ve ermek ayıdır...
Dedi ki bizim ufaklık “telaş etmesinler baba , zahmet de etmesinler.. biz bayramdan bayrama değil hergün onlar için hem Fatiha hem de İhlas okuruz. Komşu hakkı değil mi...”

Serpil ÖZCAN

2 yorum:

Adsız dedi ki...

Insanlar canlilara vefa gostermiyor ki olulere gostersin ne yazik ki bir kosturmacadir gidiyor....

Adsız dedi ki...

Telas etmesinler biz de yanlarinda olamasak da,uzaktan Fatihamizi gondeririz.

 
AKWA - by Templates para novo blogger